Yılmaz Erdoğan’ın hayranı olduğu “şaibeli” Yılmaz Güney’i (Âzem’i) canlandırdığı “İnci Taneleri” adlı dizi tüm rezilliği ile devam ediyor. “Senin failin olmak da varmış” saçmalıklarıyla iç içe geçmiş şiirleriyle, şapkalı A’sıyla, ölçüsüz hegemonik erkek halleriyle ve insanların konuşmalarını düzelten sınırsız bir ukalalıkla Yılmaz Erdoğan dizide kendine bir dünya kurmuş ve bayağı da eğleniyor.
Eğitimci (öğretmen) hocamız, gündüzleri ders verirken geceleri pavyonda yumruk sallıyor. Senaryo gereği, bir yandan, dağılmış ailesinin derdine düşmüş acılı bir baba imajı verirken; öte yandan, kendisine hayran, hatta aşık kadınlar arasında keyiften dört köşe oluyor. Garip, küçümseyici ve yer yer ukala tavırlarla etrafındaki bazı kadın ve erkek karakterleri hafife alıyor. Üstelik bunları, hayranı olduğu Yılmaz Güney’e selam çakacağım telaşıyla “çirkinleşen” oyunculuğunun farkında olmadan yapıyor. Yıllarca hayat verdiği Mükremin Çıtır’ın çok gerisinde, tutarsız, kaba, niteliksiz bir oyunculuk sergiliyor.
O bunları dilediğince yapabilsin ve tüm bu saçmalıkları izleyici tarafından sineye çekilebilsin diye senaryo, “dilber-pavyon-dans” üçlemesi ile takdis edilmiş. Dizi, kültürümüzün en arızalı taraflarından biri olan toplumsal cinsiyete dayalı önyargı ve olumsuzlukları Yılmaz Erdoğan eğlensin ve ustası Yılmaz Güney’e benzesin diye normalleştiriyor.
Nerdeyse kimseden çıt çıkmıyor; RTÜK sessiz, entelektüel kalemlerin mürekkebi bitmiş…
Kadını cinselliği üzerinden nesneleştiren cinsiyetçi kaba-saba, ucube erkeklik mekanlarının izleyicinin gözüne sokulduğu İnci Taneleri, her nedense, Türkiye’nin eleştirel gündem sayfaları arasında yer almıyor.
Günlerdir Istakozu konuşan Türkiye, tüm çirkinliği ve seviyesizliğine rağmen İnci Taneleri’ni konuşmuyor. Televizyonlardaki seviyesiz tartışma programları ve ekran yüzlerini eleştirenler böylesi çirkinliklere sıra gelince sus pus oluyor.
Var alıcısı deyip, kifayetsiz muhterisleri izleyiciye dayatan kanal yöneticileri ise ortada yoklar…
Tüm bunlara bakınca “İyi akşamlar sayın seyirciler” anonsu ile başlayan haber bültenlerini, “haberler bitti, şimdi oyun havaları” diyerek bitiren TRT’li yılları özlüyor insan…