“Görülen o ki, AK Parti sadece bu seçimle sınırlı kalmayacakmış gibi görünen bir seçmen sadakatsizliği ile karşı karşıya!”
31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimi sonuçlarına göre 22 yıllık politik serüveninde girdiği her seçimden birinci parti olarak çıkan AK Parti’nin ikinci sıraya gerilemesi, hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da dile getirildiği şekliyle irtifa kaybetmesi, ülke gündemin birinci sırasında yer almaya devam ediyor. Konu, politikacılardan gazetecilere, siyaset yorumcularından vatandaşlara kadar geniş bir yelpazede tartışılıyor. Öyle ki, seçimleri birinci parti olarak tamamlayan CHP’nin başarısından çok (kimilerine göre bu başarıyı mümkün kılma anlamında) AK Parti’nin başarısızlığı konuşuluyor.
Seçim sonuçlarına dayalı istatistiklere bakıldığında AK Parti’nin yaşadığı oy kaybının önemli bir kısmını sandığa gitmeyen seçmenler ve alternatif bir partiye oy verenlerin oluşturduğunu anlıyoruz. Görülen o ki, AK Parti sadece bu seçimle sınırlı kalmayacakmış gibi görünen bir seçmen sadakatsizliği ile karşı karşıya.
Siyasi partiler için oy oranları önemli olmakla birlikte o oyları muhafaza etmek ve kemikleştirmekte son derece önemlidir. Tüm politik partiler konjonktüre bağlı oy değişkenliğine muhatap olsalar da seçmen tabanlarında inşa ettikleri seçmen sadakati onları dramatik düşüşlerden korur. AK Parti, bu anlamda, girdiği her seçimden birinci parti olarak çıkmasını sözünü ettiğimiz seçmen sadakati en yüksek parti oluşuna borçluydu kuşkusuz. Ancak, son seçimlerde yaşadığı dramatik oy kayıpları, yükselişinde olduğu gibi düşüşünde de seçmen sadakati meselesinin önemli olduğunu gösteriyor.
Siyaset yorumcularının kullanmayı sevdikleri şekliyle “seçmen sadakatsizliğinin” literatürdeki karşılıklarından biri de “politik yabancılaşmadır”. Siyasal sistemden uzaklaşmak ya da ona karşı kayıtsız kalmak olarak da tanımlanan politik yabancılaşma 1960 ve 70’lerin ABD’sinde çok popüler bir kavramdı. Tutumsal olarak ifade edilen ancak tutumlar zorunlu olarak davranışı etkilediğinden pratiğe yansıyan taraflarını da görebileceğimiz politik yabancılaşmanın somut çıktılarından biri sandığa gitmemek, diğeri ise “düzen” karşıtı alternatif ya da radikal adaylara oy vermektir.
Etkilerinden biri “siyasi anlamsızlık duygusu” olan politik yabancılaşmanın muhatabı olan seçmenler siyasete etkili angajman yapma kapasiteleri körelmiş insanlardır. Ve bu nedenle de, politik yabancılaşmayı kısa süreli ya da geçici bir memnuniyetsizlik olarak değil, uzun vadeli bir yönelim olarak görmek gerekir.
Ak Parti kurmaylarının bundan sonraki süreçte üzerinde durması gereken konu, oy oranlarımız neden düştü sorusundan ziyade seçmen sadakati konusunda nerede hata yapıyoruz sorusunu kendilerine sormalarıdır. Bir siyasi parti için oy oranları önemli olmakla birlikte, seçmen sadakati bundan daha önemlidir. Bu noktada ticari firmaların ürünleri kadar müşteri kaynaklarına da yatırım yapmalarından ilham alınabilir.
Ak Parti de dahil, Türkiye’deki siyasi partilerin en önemli eksikliği, seçmen sadakati konusunda analiz ve buna uygun stratejiler geliştirebilme yetersizlikleridir. Merkez özellikli bir iktidar partisinin seçmen sadakatini sağlayabilmesinin en önemli unsuru, homojen/bir örnek olmayan seçmen kitlesinin refahını ve yaşam tarzlarını önceleyecek, güvence altına alacak politikalar vadetmesidir. Refahı, yaşam tarzı ve kimliği konusunda endişe duymaya başlayan seçmen kategorileri siyasal tercihlerini değiştirebilirler.
Diğer taraftan iktidarda ya da muhalefette de olsun, bir siyasi parti için olmazsa olmazlardan biri güvendir. Güveni tesis eden en önemli şey ise söylediklerinizle yaptıklarınızın tutarlılığıdır. Bu yüzden, günümüzün politika yapıcıları sadece politika geliştirmezler, aynı zamanda, o politikanın yarar ve kullanım değerini de hayata geçirirler. İktidar partisi açısından örneklendirirsek, beka sorunu başlıklı bir politik ürün ortaya koyup, milyonlarca mülteciyi ülkeye yerleştirdiğinizde geliştirdiğiniz politik ürünün yarar ve kullanım değerini sakatlamış olursunuz. Öte yandan, ekonomi politikaları bakımından bir model ortaya koyup bir zaman sonra bu olmadı diğerini deniyoruz dediğinizde de ürününüzün yarar ve kulanım değerini hayata geçirememiş olursunuz. Ya da Gazze konusunda politik bir söylem geliştirip diğer taraftan İsrail’le ticari ilişkileri devam ettirdiğinizde de bu tutarsızlık olarak algılanır. Sonuç, söylediklerinizle yaptıklarınızın uyuşmaması, yani güvensizlik olur. Ak Parti’nin başta ekonomi olmak üzere kimi konularda yaşadığı olumsuzluklardan biri de güvensizliktir, ki seçmen sadakatini aşındıran en önemli unsurlardan biri de budur.
Demek ki, 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerinin sonuçlarının AK Parti açısından ortaya çıkardığı en önemli sonuç, güvensizliğe dayalı seçmen sadakati aşınmasıdır. Bu yüzden, iktidar partisinin karşısında, sadece ekonomi ya da konjonktüre bağlı oy geçişleri ile açıklanamayacak daha kompleks bir tablo var.
Mevlüt Özben
Atatürk Üniversitesi Öğretim üyesi
04.04.2024
office@sozmedia.ro
SURSA:https://www.facebook.com/photo/?fbid=938225144978587&set=a.495306205937152
Post Views: 38